Üç konu

15 Mayıs 2010, 14:44
Üç konu
Oktay EKŞİ partilerdeki lider sultasını, özellikle de seksen yıllık CHP’deki Baykal hâkimiyetini eleştirirken, tarihsel bir analiz yaptı, Osmanlı’daki kardeş katlini hatırlatarak CHP’de “Osmanlı geleneği sürüyor” diye yazdı.
Genel bir ‘otoriter kültür’ analizi yapsaydı Sayın Ekşi’ye katılırdım.
Şehzadeler yüzünden çıkan iç savaşları önlemek için uygulanan kardeş katline ise, 1603’te tahta çıkan I. Ahmet son vermiştir.
Bugünkü CHP için tarihsel bir yorum yapılacaksa, dört yüzyıl önce sona eren kardeş katli değil, CHP’de 1927 tüzüğüyle başlayan “değişmez genel başkanlık” geleneği daha anlamlı değil midir?
Partilerde ‘kurucu lider’lerin otoriterliği, değişmezliği anlaşılabilir bir olaydır. Ekşi’nin dediği gibi, bunu aşması gereken bir parti varsa o da CHP’dir. Ama bütün partilerde gördüğümüz örgüt atamalarıyla, milletvekillerini merkezden tespit ederek ve tüzük hükümlerini ayarlayarak “değişmez genel başkan” geleneği sürdürülüyor.

Baykal dönecek ama...
Dün Baykal’ın Kılıçdaroğlu’na söylediği şu:
“Parti yönetimi ve örgütün anlaşarak çıkaracağı adayı ben de desteklerim.”
Bu, Baykal’ın döneceğinin ifadesidir. Çünkü CHP’nin bütün zerreleri Baykal tarafından oluşturulduğu gibi, parti Baykal hakkında yoğun bir duygusallık dönemini yaşıyor.
Bu konjonktürde CHP’nin oyları, bazı araştırmalara göre yüzde 30’u geçmiş!
Zira toplumda “gözetlenme, dinlenilme” korkusu gittikçe yaygınlaşıyor, tepki büyüyor ve bu açıdan bakınca Baykal mağdur görülüyor.
Ama Baykal döndükten bir süre sonra bakış açısı değişir. Hatta onu istifa zorunda bırakan “olay” ön plana geçer ve ciddi surette yıpratıcı olur!
CHP’nin oylarını artıracak isim, Kemal Kılıçdaroğlu gözüküyor.
Ani bir lider değişikliği partide çatışmalara yol açabilir diyenler var. Olabilir. Baykal partide  yenilenmenin kazasız belasız gerçekleşmesini sağlamak üzere dönerse kimse bir şey diyemez.
Ama kalıcı dönüş, bugünkü heyecanlar yatıştıktan sonra hayli sorunlu olabilir.
Baykal, şahsı için de partisi için de konjonktürün geçici duygularıyla değil, siyasetin realist dinamiklerini dikkate alarak karar vermeli ki, bu da “değişim”i gerektirir.

YSK kararı
YSK referandum süresi konusunda “60 gün” değil, eski “120 gün” kuralının geçerli olduğuna karar verdi. Bazı yazarlara göre, CHP’nin açtığı iptal davasının görülmesi için “60 gün” yetersizdi, YSK Anayasa Mahkemesi’ne zaman kazandırmak için “120 gün” kararını vermişti.
Bu doğru değil. Çünkü “acele işler”de mahkeme süratle karar veriyor. 2007’deki anayasa değişikliğini iptal ettirmek için Cumhurbaşkanı Sezer ve CHP 18 Haziran’da dava açmış, Mahkeme 17 günde, 5 Temmuz’da karar vererek davayı reddetmişti (K. 2007/68).
YSK’nın 120 gün kararı şu gerekçeye dayanıyor: Anayasa’nın 79. maddesine göre referandumların “genel yönetim ve denetimi”nde seçim hükümleri uygulanır...
Evet ama:
* Referandum hakkındaki “60 gün” özel bir yasa hükmüdür. Seçimlere ilişkin “genel hüküm” ile, referanduma ilişkin bu “özel hüküm” çeliştiğinde “özel hüküm”, yani 60 gün kuralı uygulanmalıydı.
* YSK’nın yetkisi seçim veya referandum işlerinin “genel yönetimi ve denetimi”ni yapmaktır. Seçim ve referandumla ilgili “süre”ler konusunda YSK yetkisizdir; “süre” kanunla belirlenir. Bu konudaki “özel kanun” da süreyi “60 gün” olarak tespit etmiştir.
Bu iki açıdan YSK kararını yanlış buluyorum ama elbette bağlayıcıdır.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Mail Listemize Katılın!

    Yeniliklerden Haberdar Olun!


    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    Sonuçlar Tümü

    ?'Başkanlık Sistemi' getirilmeli mi?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    ARŞİV