Tebliğ üslûbu, imam-hatip ve vaizlerimiz (2)

08 Şubat 2012, 00:34
Tebliğ üslûbu, imam-hatip ve vaizlerimiz (2)
Ali Ferşadoğlu
Dünden devam: 
8- İslâmî meselelere hâkim olunmalı. Onları, akıl-mantık ölçüleri içerisinde, günün ilmî gelişmeleri seviyesine göre takdim edebilmeli. Ve, dengesiz hareket etmemelidir. Yâni, “Küçük suçlara büyük cezâ, büyük suçlara küçük cezâlar” kesmemeli. O konuda gelen rivâyetlerin, zamana, şahsa, devre baktığını bilmeli ve umûmî olmadığını idrâk etmelidir.
9- “Vaiz, hem hâkim, hem müvazeneli olmalı; muhakemesiz olmamalı. Muhakemesizler, dinin çok nurlu hakikatlerinin perdelenmesine sebep olmuşlardır. 8 Bir şeye rağbeti arttırırken, diğerinin değerini düşürmemeli, ölçüyü kaçırmamalıdırlar. 9
10- Eğer çok mübalâğa edilirse, şevkler kırılır. 10 Zîrâ, söylendiği gibi gerçekleşmeyince inkisâr-ı hayal meydana geliyor. Onun için her şeyi olduğu gibi açık ve net ortaya koymalı.
11- Kur’ân ve Sünnette belirtilen ölçüyü gizlememeli; ilâveler ve çıkarmalar yapmamalı. O halde, İslâm’a iftira olur. Zımnen, “İslâm düşünememiş, biz ilâve ediyoruz!” mânâsı çıkar.
12- “Din âlimi, meziyetlerini dünya menfaati için satmamalıdır.”
Bu zamanda, bazı “hocalarımız”, dini vasıta-i cer yapmakla itham ediliyorlar. Bu ithamları fiilen yalanlamak gerekmektedir. Dinini dünyaya, maddeye, şahsî çıkarlarına, siyasete âlet eden kazanmaz, kaybeder; celbedemez uzaklaştırır; sevdiremez nefret ettirir: “Benim âyetlerimi az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin” âyeti, mühim bir İlâhî ikazdır.
Unutmayalım ki, tamâ ve bid’at yüzünden ihlâsını kaybeden âlim, kaybetmiştir. Karınlarını haramla dolduran ve bid’alara fetva veren ulemaü’s-sû, dine ve ilme cahilden daha çok zarar verir.
Gerçek âlimin en büyük vasıflarından birisi de, “hakikati pervasızca idârecilerin yüzüne karşı haykırabilmesi”dir. Âmirlere asla boyun eğmemelidir. Unutmamalı: Gerçekleri gizlemek ve ifâde etmemekten gelen zarar; doğruları haykırmaktan gelen zarardan yüzlerce kat fazladır. Yalnız Allah’tan korkmalı.
Her şeye rağmen “ulemaya buğzetmek” tehlikelidir ve asla câiz değildir. Bütün menfî şartlara rağmen; yine de meselelere sahip çıkıp mücâdele veregeldiler. Dinî hakikatleri ve hakkı üstün tutmaya çalıştılar.
Ancak, rencide ve hakaret etmeden onları eleştirmek ayrı bir şey, hakaret etmek, yermek başka bir şeydir. Ayrıca, insaflı tenkid, bir vecîbedir.
Dipnotlar: 8- Muhakemât, s. 28. 9- Divân-ı Harb-i Örfî, s. 88. 10- Muhâkemât, s. 78. 11-Kur’ân, Bakara, 41.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Mail Listemize Katılın!

    Yeniliklerden Haberdar Olun!


    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    Sonuçlar Tümü

    ?'Başkanlık Sistemi' getirilmeli mi?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    ARŞİV