Said Nursî fikir dünyasının namusunu kurtardı

Demokrat Eğitimciler Derneği tarafından düzenlenen “Hizmetle İlgili Hatıralar” seminerinde, uzun yıllar gazetemizin Yazı İşleri Müdürlüğünü yapmış olan Sabahaddin Aksakal konuştu. Aksakal, o dönem, cezaevinde aynı yerde kaldıkları Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Şadi Alkılıç’ın, “‘Onlar neredeyse beni kendilerine benzetecekler. Öyle bir kimsenin arkasından gidiyorlar ki, ben buradan çıktığımda bana Said Nursî kimdir deseler Türk fikir dünyasının namusunu, şerefini kurtaran adamdır derim” sözünü nakletti.

23 Ocak 2012 Pazartesi 00:50
Said Nursî fikir dünyasının namusunu kurtardı
YAZI İŞLERİ ESKİ MÜDÜRÜMÜZ SABAHADDİN AKSAKAL HATIRALARINI ANLATTI

SAİD NURSî, fikir dünyamızın namusunu kurtardı
 
DEMOKRAT Eğitimciler Derneği tarafından düzenlenen “Hizmetle ilgili hatıralar” konulu seminer Yeni Asya Vakfında gerçekleştirildi. Seminere konuşmacı olarak, bir dönem Yeni Asya Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğünü yapmış olan Sabahaddin Aksakal katıldı. Özellikle eğitimciler tarafından ilgiyle takip edilen seminerde Aksakal, Risâle-i Nur hizmeti ve gazetecilik hayatı ile ilgili hatıralarını anlattı. O döneme dair güçlük ve zorluklardan ve Nur hizmetini engellemek adına yapılan baskı ve zulümlerden bahseden Aksakal, o döneme ait müşahade ve tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.
Bediüzzaman'ı ve Risale-i Nurları tanımasının ortaokul yıllarına dayandığını belirten Aksakal "Hizmet etme aşkıyla yanıp tutuştuğum dönemlerde, İslâmî yayın yapan gazeteler evimize gelirdi. Hür Adam gazetesinde sürekli olarak çıkan bir ilân çok dikkatimi çekmişti. ‘20. asrın Kur’ân tefsiri’ diyerek ilânlar veriliyordu. Babama sorduğumda cevaben ‘Bu zamanın en büyük âlimidir. Bu eser de onun tefsiridir’ diyerek bir açıklama yapmıştı. Kardeşimin hastalığı sebebiyle gittiğim hastanede tanıştığım Muhammed İslâmoğlu Ağabey vasıtasıyla Nurları tanımaya ve zaman içerisinde hizmete dahil olmaya başladık. Hizmetin bir bütünlük içinde yürütülmesi gerekir. Benim Zübeyir Gündüzalp Ağabeyden öğrendiğim budur” diye konuştu.
Hizmetin ilk yıllarında hapishaneye girdiğinden bahseden Sabahaddin Aksakal o günlere ait bir hatırasını şöyle anlattı: "1962 senesiydi. Ders yapılan yere bir baskın düzenlendi. İçeri girenlerin ellerinde tabancayı gördüm. Bize ‘Kalkın ayağa, arama yapılacak’ dendi. Arama sonucunda mutfakta bulunan bir meyve bıçağı vardı. Onu alıp kırdılar. Biz şaşırdık. Ders sırasında 26 kişiydik. Bizleri toplayarak götürdüler. 2 gün sonra mahkemeye çıkardılar. 15 kişiyi tutukladılar. Mahkeme bizi jandarmaya teslim etti. Jandarmanın başındaki kişi bize ‘Korkmayın çocuklar’ dedi. Askerler de emir veriyor. ‘Sakın bunlara kelepçe takmayın, bunların bir suçu yok. Bunlar çocuktur’ diyorlar. Akabinde cezaevine gittik. Hapse, salâvat çekerek gittik. Görenler ‘Bunlar nasıl mahkûm?’ diyerek bakıyordu bizlere. Hapishaneye girdik. İçeri girer girmez bizim saçımızı tıraş ettiler. Kalmak için götürüldüğümüz yer pis, tavandan sular damlıyor. Gece geldiğimiz için yatsı namazımızı kılmamıştık. Namaz için hazırlandığımızda bize kızdılar. ‘Ne yapıyorsunuz?’ diye bağırınca ben de ‘Biz namaz kıldığımız ve namazın ne olduğunu öğrendiğimiz için buraya getirildik. Nasıl namaz kılmayız?’ dedim. Orada geceledik ve sonrasında başka bir yere aktarıldık.
“Sıkıntı içinde geçen günlerdi. 3 ay kadar içeride kaldık. Bir süre sonra dağıtım oldu. Bizi siyasî mahkûmların olduğu yere koydular. O dönemde Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Şadi Alkılıç da içerideydi. Komünizmden girmiş. Tanıştık, bize kendi fikirleriyle ilgili bir şeyler anlatmaya çalıştı. Bizler de orada devamlı ders yapmaya başlamıştık. Dersleri de Üzeyir Ağabey yapıyordu. Bu derslere gelip dinlerdi. Yakınlık kurmaya başladık. Bir gün bir derste Şadi Bey dedi ki, ‘Ben size teessüf ederim. Hiç Müslümanlar yalan söyler mi?’ deyince, neden dedim? ‘Sen bize seyyar satıcıyım, okumadım demedin mi? Bu okudukların büyük bir ilmin neticesidir. Ben bile anlamakta güçlük çekerken sen bu kadar fasih bir şekilde nasıl anlatıyorsun’ dedi. O esnada içerden bir mahkûm Şadi Alkılıç’a seslenerek ‘Ne o, çocukları kendine mi benzetmeye çalışıyorsun’ dedi. Bunun üzerine Şadi Bey ‘Onlar neredeyse beni kendilerine benzetecekler. Öyle bir kimsenin arkasından gidiyorlar ki. Yarın ben buradan çıktığımda bana “Said Nursî kimdir? deseler Türk fikir dünyasının namusunu şerefini kurtaran adamdır, derim" demişti. Bunu hiç unutmam.
"Şimdi hizmetin geldiği noktaya bakıyorum ve Rabbime binlerce sonsuz şükürler olsun diyorum."
Gazetede çalıştığı yıllardan da bahseden Aksakal darbe dönemlerinde hep baskı altında tutulduklarını, hayatının büyük bölümünün emniyet ve mahkemelerde geçtiğini anlatarak sözlerini bitirdi.
 
Ebru Olur-İSTANBUL
 
Haber Kaynağı: YeniAsya

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • seyfeddin kamil 4 ay önce yorumlandı

      yeni asya karargâhının çilekeş neferi. ne mutlu sana. dik durmaya devam et.


    Mail Listemize Katılın!

    Yeniliklerden Haberdar Olun!


    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    Sonuçlar Tümü

    ?'Başkanlık Sistemi' getirilmeli mi?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    ARŞİV