Konuşmasına Yeni Asya Camiasının misyonu ile ilgili bilgi vererek başlayan Salihoğlu;
"Yeni Asya’nın üstlendiği misyonu, Beylikler Dönemi’ndeki Osmanlı Beyliği’nin misyonuna benzeterek; nasıl ki Osmanlı Beyliği koca Anadolu coğrafyasında diğer beyliklere göre azımsanacak bir sayıda idi ama yüklendiği misyon herkesi kucaklayacak nitelikteydi. Tıpkı Yeni Asya Camiasının yüklendiği misyon, Osmanlı Beyliği gibi. O da herkesi kucaklayacak bir anlayıştadır" dedi.
Osmanlı Beyliği diğer beyliklerle didişmez, uğraşmazdı. Hedefi Bizans’tı. Yeni Asya da başka guruplarla , cemaatlerle , fraksiyonlarla uğraşmaz, yüklendiği İman Hizmeti gibi kudsi ideali peşinde koşarak , herkesi bu misyon çerçevesinde kucaklar diyerek ; Risale-i Nurlar’daki tevafukları anlattı.
"Tevafuk ittifaka işarettir" diyen Salihoğlu; tevafukların bizi Tevhide götürdüğünü , tevafukların çokluğunun da Tevhid’in kuvvetine işaret ettiğinin altını çizdi.
Bu mukaddes davanın iki temelinin olduğunu söyleyen yazar; bunlardan birinin Kur’an, diğerinin de Al-i Beyt olduğunu belirtti.
Hz. Peygamber (A.S.V)'in,
"size iki emanet bırakıyorum. Biri Kur’an diğeri de al-i beytimdir" buyurduğunu, Hz. Bediüzzaman’ın da Kur’an’ın dellalı olduğunu , diğer yönden de zaten nesl-i nebeviden olduğunu belirtti.
Bediüzzaman Hz.leri’nin anne tarafından Hz. Hasan (R.A), baba tarafından da Hz. Hüseyin ( R.A)’a dayandığını , dolayısıyla evlad-ı resul olduğunu sözlerine ekledi.
Abdulkadir Geylani Risale-i Nur’dan bahsediyor ve haber veriyor , Hz. Ali (R.A ) , Risale-i Nur’dan heber veriyor. Abdulkadir Geylani( K.S ) nun haber verdiğinden , Hz. Ali (R.A )nin haberinin olmaması mümkün değil ; Hz. Ali (R.A )nin müjde verdiğinden Hz. Muhammed A.S.V )in haberi olmaması mümkün değildir. Hz. Muhammed ( A.S. V) in rivayet ettiğinden Hz. Kur’an ‘ın haber vermemesi mümkün değildir diyen Latif Salihoğlu ; dolayısıyla Risale-i Nur hareketi , Mu’cizat-ı Ahmediye’dir dedi.
Beygamber aleyhissalatü vesselam’ın bir mu’cizesinin de gaybtan haber vermesidir diyen yazar , kıyamet asrında vücut bulan Risale-i Nur hareketinden mükerrer hadisleriyle Peygamer aleyhissalatü vesselam haber vermiştir diyen Salihoğlu ; Bediüzzaman’ın neseben ceddi olan Abdulkadir geyleni ve Hz. Ali(R.A)’ın da Risale-i Nurlar’dan ve muhterem müellifi Bediüzzaman’dan defaatle haber verdiklerini örnekleriyle delillendirdi.
Üstad Hz.leri’nin hayatındaki tevafuklardan da bahseden Salihoğlu ; 1935 e kadar 115 Risale yazılmıştır, Eskişehir Hapsine 115 talebesiyle sevkedilmiştir. İsparta’daki ilk sorgusundan , Eskişehir deki ilk mahkemesiner kadar 115 gün geçmiştir, bunlar birer tevafuktur ve inayet-i ilahiye’ye birer işarettir dedi.
Abdulkadir-i Geylani ( K.S )’nun , Üstad’a ‘’ korkma sözünü söyle’’ dediğini anlatan yazar ; Hz. Ali(R.A)’ ın da Celcelutiyesinde üç defa ‘’ çekinme sözünü söyle ‘’ dediğini , Bediüzzaman’ın da ‘’ fesübhanallah , biz üç mahkemeden beraat ettik ‘’ dediğini anlattı. Bu mahkemelerin Eskişehir , Afyon ve Denizli mahkemeleri olduğunu vurguladı.
Daha sonra Ayet’ül Kübra Risalesi’ne ait tevafuklardan bahseden yazar; büyük nimetler gelmeden evvel büyük temizlikler olur dedi.Hz. Peygamber’in doğumunda da bunların yaşandığını anlatarak , Ayet’ül kübra’nın 1938 de basıldığını ve bir temizlik yapıldığını , daha sonra aynı Risalenin 1942-1943 ve 1944 de basıldığını ve her baskı tarihin de de Türkiye ‘de büyük temizlikler olduğunu detaylı bir şekilde anlattı.
Ayet’ül Kübra’nın bir nevi talim-i Esma olduğunun da altını çizen Latif Salihoğlu ; Ayet’ül Kübra’nın aynı zamanda bir nevi huruç etmek, yükselmek olduğunu belirterek Ayet’ül Kübra’nın Türkiye tarihinde bir dönüm noktası olduğunun altını özenle çizdi.
Cumhuriyet’in ilk başlarında ehl-i imanı perişan eden Türkçülük fikirlerine Nur Talebeleri nasıl ki pirim vermedilerse , ona anti pati ile başlıyan ve ehl-i imanı yine perişen eden Kürtçülük akımına da Nur Talebeleri pirim vermiyecektir diyen Salihoğlu ; Kürtlerin de Türklerin de bütün unsurların da aynen Osmanlı anlayışı gibi , bu gün , en rahat edecekleri camianın Yeni Asya Camiası’ın üstlendiği misyonda olduğunu , özellikle belirterek Risale-i Nur ‘un misyonunu anlattı.
Zaman zaman sorulu - cevaplı da geçen seminer büyük bir istifadeye mazhar oldu. Kalabalık bir dinleyici topluluğu tarafından ilgiyle takip edilen seminer gecenin geç vaktine kadar devam etti.
Latif Salihoğlu seminerini , Hasan Fevzi Ağabey’in gayr-ı münteşir bir mektubunu okuyarak sona erdirdi.
Atilla YILMAZ
Haber Kaynağı: SentezHaber - Haber Merkezi
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
YorumlarToplam 1 yorum mevcut
atilla 4 ay önce yorumlandı
ayet'ül kübra; mehdi'nin alemi tanımasıdır,
ayet'ül kübra ; mehdi'nin semaya ayak basmasıdır.