Ayşe Hafsa Valide Sultan

Osmanlı harem teşkilâtının yetiştirdiği model insan örneğine simge bir isim arayanlara iftiharla gösterileceklerden biri ve hatta birincisi Ayşe Hafsa Sultan’dır.

08 Nisan 2012 Pazar 02:22
 Ayşe Hafsa Valide Sultan
Birincisinden kastımız, selefleri hakkında hem fazla bilgi olmayışından ve hem de haremin basit bir ev fonksiyonundan daha fazla olarak, Osmanlı devlet yapısının bir cüz’ü haline gelip teşkilâtlanmasının onun dönemine rastlamasından ileri gelir. Osmanlı Hareminde “Valide Sultanlık” makamını resmî olarak üzerinde bulunduran ilk hanımdır. Haremdeki hiyerarşinin en yetkili ismi olması hasebiyle de padişahın ev düzenini çeşitli kural ve kaidelerle yürütme gibi bir misyonun da ilk temsilcisidir.
Yavuz Sultan Selim’in hanımı, Kanunî’nin annesi Hafsa Sultan (1479-1534) hakkında ulaşılabilen kaynakların izini sürdüğümüzde en baştan konabilecek hüküm, fedakâr ve dirayetli bir eş, şefkatli bir anne, harem iç disiplinini sağlarken de uzlaşmacı ve barışçı bir yönetici hüviyetini haiz olduğudur.
Kırım Hanı Mengli Giray’ın kızı olduğu yaygın olarak ifade edilse de, bazı tarihçiler isminin resmî kayıtlara Hafsa Binti Abdulmuin olarak geçmiş olmasından ötürü, onun cariyelikten gelme olduğuna işaret ederler. Çünkü Abdullah, Abdulhayy, Abdulmuin olarak verilen baba isimleri o kişinin köle olduğunu bildiren simgedir. Etnik ve kültür kökeni ne olursa olsun, bizim için önemli olan bir Osmanlı Hanımının nasıl yetiştiğini bu kez de onun serencam-ı hayatı üzerinden takip edip anlayabilmektir.

ŞEHZADE SELİM'İN HÜZÜNLÜ EŞİ
Osmanlı, saltanat geleneği gereği padişah oğulları; devlet yönetiminde deneyim sağlamak ve istikbalin padişahı olacak vasıflarla donanmak amacını içine alan bir nev'î ön staj eğitimi almak üzere imparatorluğun bir vilâyetinde sancakbeyi (vali) rütbesiyle görevlendirilirlerdi ki, bu teamül ıstılâhta “sancağa çıkma” olarak yer almıştı. II. Bayezid’in diğer oğulları da Manisa, Amasya ve Konya sancaklarında görev yaparken, Şehzade Selim’e ise Trabzon Valiliği uygun görülmüştü. İşte bu görevi sırasında özellikle Safevi Devleti’nin bölücü faaliyetlerine yakından vakıf olan Yavuz’un, savaş stratejisinin hedefini İttihad-ı İslâm idealinin şekillendirmesi padişahlığı sırasında da hayata geçirmesinde, edinmiş olduğu tecrübelerinin rolü büyüktür. 
Hafsa Sultan’la evliliği de bu döneme rastlar. Haremin zeki, güzel ve kabiliyetli bu genç kızı şehzadeye eş olacak terbiye ile yetiştirilir ve gerçekten de hem Trabzon Sarayı’nın ve hem de eşinin müstesna hanımefendisi olacak liyakatte olduğundan çevresinde çok sevilir. Tarihlerin 1 Temmuz 1494’ü gösterdiği ve Yavuz’un henüz 24, Hafsa Sultan’ın ise 16 yaşlarını sürdüğü demde oğulları Süleyman’ın doğumuyla mutlulukları daha bir katmerlenir, sevgileri perçinlenir. Yavuz’un eşine aşk derecesinde bağlı olduğu, yazdığı şiirlerden belli olduğu gibi, Trabzon sonrası dönemde Hafsa Sultan’ın da özellikle ondan ayrı kalmaya dayanamadığını ihsas ettiren ve kendisini de yanına almasını rica minnetle terennüm eden mektupları vardır.
Peki neden Yavuz Selim bu kadar sevdiği eşiyle beraber ve başbaşa bir ömür sürmemiştir? İşte bunun cevabı harem denilen müessesenin padişahların meşrû aile hayatını sürdürdükleri bir ev olmakla beraber, özellikle klâsik dönemde padişahın siyasî otoritesi üzerinde bir güç unsuru oluşturamadığına da delildir. Yavuz Sultan Selim’in gerek kişilik yapısı ve gerekse hükümdarlık ideali, sevgisine rağmen ailevî münasebetleri bir mânâda listenin en sonuna aldığını gösterir.

Şehzadelik döneminde etrafında dönen fitne ateşlerinin sönmesi için, babasının daha aktif politikalar üretmesini isteyen, II. Bayezid’in itidalli siyasetini devletin geleceği için tehlikeli bulan bu kabına sığmaz şehzade, öncelikli olarak güçlü bir siyasî otoritenin sağlanması mücadelesini vermiş ve bir nev'î “Saltanat verilmez, alınır” gibi karşı bir eylemle kardeşlerini devre dışı bırakarak ve babasını da kendi lehine tahttan feragata mecbur ve razı ederek, Osmanlı tahtına oturmuştur. 8 yıl süren padişahlık döneminde ise ya Çaldıran’da Şah İsmail’in karşısında ya da Sina Çölünü 10 günde arşınlayacak dahiyane bir askerî manevra ile Memlûk Sultanlığı’nın topraklarındadır.
İdeali büyük olan Yavuz’un cehd ve gayrette ifrata varan tutumu, sıra güzel kıyafet, rahat döşek, leziz yemek, aile hayatı gibi meşrû dünya nimetlerine gelince adeta kendine bunları haram etmiştir ki bu durumda Hafsa Sultanın payına düşen Trabzon Sarayındaki 18 yıllık beraberliğin hatıraları ve evlâtlarının özellikle de ciğerparesi Süleyman’ın varlığı ile teselli bulmasıdır. İşte bütün bu sebeplerden ötürü Hafsa Sultan’ın tarihî misyonu bir padişah eşi olmaktan çok, ta başından beri Kanunî’nin annesi olarak temayüz etmiştir. Oğlu Kefe Sancakbeyi iken onun yanındadır. Manisa Saruhan Sancakbeyi olduğunda yine onun yanında. İşte Ayşe Hafsa Sultan belki padişah eşi sıfatıyla sarayın “first ladys”i olma zevkini yaşayamamıştır, ama takdir-i İlâhî onun Manisa’da geçirdiği yıllara bir vefa borcu olarak yaptığı hayırlarla anılan bir iyilikler kraliçesi olarak anılmasıyla tecellî edecektir.

CARİYELİKTEN VALİDE SULTANLIĞA YÜKSELİŞ
Yavuz’un 1520 yılında vefatından sonra Şehzade Süleyman, Manisa’dan İstanbul’a gelerek 10. Osmanlı Padişahı olarak tahta oturunca annesi Manisa’da yalnız kalmış, bu sefer de oğlundan ayrılığın acısıyla yanıp tutuşmuş, kendisini de payitahta aldırması için dokunaklı mektuplar kaleme almıştır. Kanunî çok geçmeden annesinin bu isteğini yerine getirecek ve onu sarayın daha önce resmî makamları arasında yer almayan “valide sultan” ünvanıyla lâyık olduğu itibara kavuşturacaktı. Hafsa Sultan’la harem protokolünde yer bulan bu makam, kendinden aşağı durumda olan harem kadınları için de geçerli olan hiyerarşik düzenin kurulmasını netice vermişti. Oğluna aşırı düşkün olduğu halde bu konumunu siyasî işlere karışma imtiyazı olarak görmediği gibi, aslında sonradan Mahidevran-Hürrem Sultan çekişmesinin sarayın iç disiplinine vereceği zararları önleyici bir tampon görevini de üstlenmişti. Hürrem Sultan’ın kaçınılmaz üstünlüğü karşısında ise sarayın düzenini bozmamak adına bu kez de, bir kenara çekilmeyi daha evlâ bulup asayiş ve dengenin muhafazasını temin etmişti. Oğlunun zaferleriyle gurur duyan, yokluğunda hasret acılarıyla yanıp tutuşan, memleketin ve evlâdının selâmetinden başka bir şey düşünmeyip duâsını üstünden eksik etmeyen, zor zamanlarında dayanağı ve danışmanı olan müşfik bir annedir valide sultan. Sarayı bir eğitim yuvası olarak düşündüğümüzde ise idarecilik görevini valide sultan sıfatıyla 13 yıl sürdürmüş ve 19 Mart 1534 tarihinde 56 yaşındayken vefat etmiştir. Sarayda eşiyle safa sürememiştir belki, ama türbesi Yavuz Sultan Selim Camii haziresinde onun türbesi yanında, Haliç’e hakim bir tepecikte, inşallah ebedî saadet saraylarında eşiyle beraber olmaya muntazır olarak medfundur.

MANİSA’YI MAMUR EDEN HAYRATLAR
Osmanlı saray mensubu hanımların ve gelirleri yüksek olduğu için de özellikle valide sultanların yaptırdığı hayır müesseselerinin Ayşe Hafsa Sultan’a ait olanı Manisa Sultaniye Külliyesidir ki, Osmanlı hayır kurumlarının sosyal ihtiyaç ve yaralara bir merkezden imdat etme telâkkisine uygun olarak hayata geçirilmiştir. Cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, hankâh (tekke), darüşşifa ve hamamdan meydana gelen külliyenin hamam ve hastane bölümü Valide Sultan’ın ölümünden sonra tamamlanıp hizmete girse de, vasiyetine uygun şartlara riayet edilmiştir. Sultan Camii’nin kitabesinde; “Salâhiyet ve vakar sahibi Sultan Süleyman’ın annesi; secde edenlere Allah için şu eşi bulunmayan haneyi inşa etti” ibaresi yer almaktadır.
Valide Sultan; sıbyan mektebinde okuyan çocukların öncelikli olarak fakir ve yetimlerden seçilmesi, yemek ve üst baş ihtiyaçlarının buradan karşılanması, hocaların derslerine devamının takip edilmesi, gevşeklik gösterenlerin ise cezalandırılması gibi hükümler koydurmuştur. Külliyenin hayatiyetini devam ettirmesi için ise başta Urla köyleri olmak üzere birçok gelir kaynağını da buraya vakfetmiştir. Vakfiyesinde inşa edilen bu binaların bir taşına dokunulmaması, herhangi bir sebeple zarar görmesi halinde aslına uygun olarak yeniden yaptırılması şartını getirmesine rağmen, İbrahim Hakkı Konyalı’nın bildirdiğine göre, tarihe duyarsızlığın ve hatta düşmanlığa varan hoyratlığın nişanesi olarak bir dönem külliyenin bütün aksamı harap olarak kendi kaderine terk edilmiş, cami ise bir süre saman deposu yapılmış, değerine paha biçilemeyen birçok elyazması Kur’ân bu yığınlar altında kalmıştı. Çeşitli kanun ve kararnamelerle imaret ve bir zamanlar Merkez Efendi gibi bir zatın ders okuttuğu hankâh gibi binalar yok edilmiş, arsaları ise şahsî mülk olarak elden ele geçirilmiştir. Fakat ‘Mesir Macunu’ şenlikleriyle her yıl hayırhahlığı yüzlerce dil tarafından tekrar tasdik edilen bu şefkatli hanımın yadigârı olan Sultan Camii ve bugün Sağlık Müzesi olarak kullanılan Darü’ş-Şifa’sı da sadece Manisalıların değil bütün Türkiye’yi kendisine çeken bir cazibe unsuru halinde Osmanlı hayırhahlığını yeni nesillere temsil etmeye devam etmektedir.

Dipnot
Can Alpgüvenç’in “Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar” adlı eserin “Hafsa Valide Sultan” maddesinden istifade edilerek hazırlanmıştır.

Mesir Macununun hikâye ve tarihçesi
“Mesir Macununun mucidinin 15. yy ikinci yarısında Denizli’nin Buldan İlçesine bağlı Sarı Mahmutlu Köyünde doğduğu kabul edilen, soyu Haydar oğlu Kılıç Beyoğlu Mustafa’ya dayanan ‘Merkez Efendi’ olduğu görülmektedir.
Merkez Efendi, Kanunî Sultan Süleyman’ın annesi, Yavuz Sultan Selim’in eşi Hafsa Sultan’ın eşinin anısına yaptırdığı cami ve külliyesinin başına tayin edilir. Merkez Efendi burada bir de Darüşşifa yaptırılmasını ister. Darüşşifa’nın inşaasından kısa bir süre sonra, Hafsa Sultan hastalanır. Bu hastalığı Muslihiddin Merkez Efendi tarafından “Mesir Macunu” ile tedavi edilir. Adını İbn-i Sina’nın mesr-o sitos adıyla meşhur panzehirinden alan baharatlardan imal edilen bu karışım vasıtasıyla Hafsa Sultan şifa bulmuştur.
Her sene Darüşşifa’daki muhtaç hastalar için Mesir Macunu hazırlanması, mesir macunun “Nevruz-ı Sultani”de yapılması, mesir macununun hekimbaşı nezaretinde pişirilmesi, artan mesir macunun şehirdeki muhtaçlara dağıtılması şeklindeki şartlarla, tahminen 1540 yılından itibaren halka Mesir Macunu dağıtılmaya başlamasıyla Mesir Şenlikleri de ortaya çıkmıştır. 21-22 Mart Nevruz-u Sultanî gününde saçılan mesir macunundan alabilmek için çevreden insanlar şehre akın etmişler ve Manisa’da adeta bir panayır oluşmuştur.” http://toptanmesirmacunu.com/mesir-macununun-tarihcesi.html   
         
Merkez Efendi kimdir?
ASIL adı Musa bin Muslihiddin olup medrese eğitimi almış ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde müderrislik yapmış ancak daha sonra tasavvuf yoluna salik olarak, Halveti tarikatı Şeyhi Sümbül Sinan’ın talebesi olmuş, onun ölümüyle de dergâhın başına geçmiştir. Öte yandan Kanunî ile savaşlara katılmış bir gazi ve şifalı otların dilinden anlayan bir hekimdir. Gerçek isminin unutulup adının “merkez” lâkabıyla anılması, hocasının; “Âlemin yaratıcısı sen olsan nasıl yaratırdın, nasıl bir âlem isterdin?” sorusuna “Bu mümkün değil, ama mümkün olsaydı yine her şeyi merkezinde bırakırdım. Âlem öyle tatlı bir nizam içinde ki buna bir şey ilâve etmek veya birşeyi eksiltmek düşünülemez” cevabının hediyesiydi. Yine bir seferinde imtihan maksadıyla talebelerinden kırlardan gözünün gönlünün açılması için demet demet çiçekler toplayıp getirmelerini isteyen şeyhinin karşısına Merkez Efendi kuru bir papatya ile çıkagelmişti. Gerekçesini ise:
“- Ey tertemiz canların ışığı! Hangi çiçeğe el atsam, onu zikr-i İlâhî ile titrer buldum. Allah Allah diye feryad eden o güzelleri koparmak elimden gelmedi. Onun için yüksek huzuruna şu kupkuru papatya ile geldim! Kusurum af ola!” sözleriyle açıklamıştı. Banisi Yavuz Sultan Selim kızı Şah Sultan olan cami ve türbesi İstanbul’un en çok ziyaret edilen makamlarından biridir.
Haber Kaynağı: YeniAsya
Anahtar Kelimeler: Ayşe Hafsa Valide Sultan

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    Sonuçlar Tümü

    ?Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunuz kime?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    ARŞİV