BEDİÜZZAMAN Said Nursi’nin “müsbet hareket tarzı” dikkat çekici... Tavizsiz yaşamı ve yanlış gördüğü hususları idarecilerle paylaşması... Gerektiğinde en ön cephede savaşarak hem düşmana karşı mücadele ediyor, hem de bölgenin geleceğe dair yeniden yapılanmasının koordinatlarını belirliyor.
En karmaşık dönemde, 10 kadar aşiret reisinin Bediüzzaman’a gelip iştirak etmek istediklerini söylediği halde, ölçülü konuşmasıyla bölgenin ileri gelenlerini ikna etmiş, menfi harekete girişenlerin arka planında “yabancı parmağı” olmasından duyduğu endişeleri de dile getirmişti.
Bediüzzaman’ın Şeyh Said’e yazdığı ikaz, aslında bugünlere kadar uzanan cevabi bir mektuptur.
Özellikle şimdi “kalkışma” isteyenlere karşı.
Şöyle diyordu: “Türk milleti asırlardan beri İslamiyet’in bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve çok şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşe çarpıştıramayız. Bu şer’an caiz değildir. Kılıç harici düşmana karşı çekilir. Dahilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegane kurtuluş çaremiz, Kur’an ve iman hakikatleriyle tenvir ve irşat etmektir. En büyük düşmanımız olan cehli izale etmektir. Teşebbüsünüzdan vazgeçiniz zira akim kalır. Birkaç cani yüzünden binlerce masum kadın ve erkekler telef olabilir.” (Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayat)
Türkiye, Doğu meselesini sadece askeri önlemlerle çözemez. Bu şiddeti körükler. Devletin zaten baskıya ve inkara yönelik politikaları iflas etti. Sorunların çözümü temel meselelerin masaya yatırılmasıyla mümkün.
Nedir bunlar: Siyaset, iktisat, üniversite, hukuk, basın ve güvenlik!
Bunlar halledilemediği içindir ki, yüzyıl önceki problemler ne ise bugün de aynı problemlerle karşı karşıya kalıyoruz.
Bediüzzaman, sadece Doğu Anadolu’ya değil, Ortadoğu ve tüm İslam alemi için gösterdiği çözüm önerilerini şu şekilde özetler: “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır; bu üç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silahı ile cihat edeceğiz” (Divan-ı Harbi Örfi) der.
Bediüzzaman’a göre, “demokratikleşme ve hürriyet” ile beraber “eğitim” ve “teşebbüs-ü şahsi” yani “girişimcilik” kalkınmak için temel şart... O, devamlı olarak “fen ve sanat silahıyla cehalet ve fakra hücum edin” dersini vermiştir.
Sonuç: bölgenin sürekli artan ve sonuçta karmaşık hale gelen problemlerin çözümü Bediüzzaman’ın tavsiyelerinde bulunmaktadır. Devlet bu çağrıları kulak ardı etmemeli.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!